Anlatmak istediğim şu ki sevgilim, bir yokluk ki ancak bu kadar güzel olabilir. Düşün, bu yokluğun ucunda ölmek yok. Bu nasıl bir tutkudur ki, yokluğuna bile can atıyorum. İçimi canına katasım geliyor, yokluğunun. Öyle ki, yokluğunu bağrıma basasım.
Bir ara kendimi anlamaksızın tutamıyorum. Bağırmak geliyor içimden, tüm yokluğa. Fakat biliyorum ki, bağırsam uçurum gibidir sesim. Kendimi yatıştırıyorum biraz sonra. Bilhassa bu yokluk, uçurumun dibinden farksız. Atlamak gibi boşluğa. Çırılçıplak soyunmak, düşmek, dibe vurmak ve dahası. Hissettiğim onca duygu ve bana kalan uçurumun kenarı. Adil olmadığını düşünüyorum lakin düşmüyorum. Olduğum yerde sayıyorum yine. Tam düşecekken tutunur gibi oluyorum bir ara. İşte hayat bu kadar da saçma. Tutunmak istediğin onca insan seni düşürmeye çalışırken, düşmeyi bekleyen bir kadını iten kimse yok.
Sade haliyle hiç bir duygu değmiyor ki canımıza. Nasıl bir histir ki en acısı sarılıyor sıcaklığı ile içimize. Sonrası malum, ayrılık, müzik, acı ve gözyaşı. Ne bu böyle anlamıyorum ki sevgili. Bunlar için mi seviyoruz? Yanımda olmaman kayıpta, düşlerimde olman mı ödül?
Düşünebiliyorum da duyamıyor ve dokunamıyor olmam yok mu, yok işte..
Sesini duymanın verdiği o çıldırtıcı heyecan, bahsetmiyorum bile. Hayat buluyordu kulağım sesinle, seninle, bizimle..
Bize bir haller oldu, ayrı yollarda yürüttük düşlerimizi.
Bu ayrılık senin istediğin gibi oldu. Her adımda beni unutmaya yakındın.
Uzak olmayan yaklaştıkça, kayboldum kendimde. Umut olmaktan çıktın, yüreğime sancı olurken.
Hani gelme ihtimalinin o imkansız anını bile yok saydım, öyle bir gittin ki, anlatamaz hiç bir kelime.
Gittin işte,darmadağın.
Bin parçaya bölerek.
Özlenilecek tek bir anıyı bile almadın yanına.
Şarkıları yıktın üzerime, kokunu serdim soluğuma. Hatıralar, gülümseyiş ve dört duvar arasında sessizliğin çöktüğü an dökülen yaşlar.
Özü sen olan her şey, öksüz..
Derin duygular içine girdiğinde yolu yok kurtuluşun.. Sensizlikten böyle bir şey, elbet geçecek sızı. İşte o zaman, tatlı bir anı olarak kalbimin en büyük parçasını sana bahşedeceğim senden habersiz.
”bırakma beni, hep yanımda ol” demiştin. demiştin ki; gidersen bu can ölür.
sonra, sıkıca sarılmıştın tenime, gözlerimden öpmüştün.
beni bu sabahlardan alıp gecene kat.
çekil benden. öyle bir git ki, tutmak hayal olsun.
aklımı kaçırayım, düşünmek güç olsun.
istem dışı düşüncelerim olsun, ucu sana dokunan. biraz kokun olsun burnumda tüten.
nefes almak zor olsun.
yeter ki, kaybedeyim seni. yokluğun olsun, varlığına uzanan.
biraz öyle kal, tadını çıkarayım.
tat alamayan dilim olsun.
işin ucunda gitmek olsa dahi, bir nebze nefesin olsun kulağımın arkasından boynuma değen.
hissetmek suç olsun.
sonra sarar gibi dola ellerini belime.
bilhassa ellerinden tutmak yasak olsun.
gözlerime değen iki çift göz olsun kâfi.
işin ucundan kör olmakta olsun.
inceden dudakların olsun öpücükler konduran.
bana kalan hiçlik olsun.
bir sen ol kaybedeceğim.
tüm benliğim armağan olsun.
bana senden kalan renkler olsun, şarkılar, şiirler, anılar..
neyse sefası, cefasını çekmeye de razıyım.
hepsinden öte sen kal geriye ve her şeyden..
unutmak kelimesini dahi unutamamak tek acım olsun.
bir bedenin olsun bana bahşedilmiş.
yanmamak şart olsun.
erimek,
bitmek,
sessizleşmek,
belki de ölmek.
fakat sen kalmasan dahi, senden öte kalan bir şeyler olsun geriye.
İçinden çıkılmaz bir hal aldığından bu yana, yanımda eksik bir parçalar.
Bütün renkler siyah. Biraz gece, birazda gözlerim ve gözyaşlarım.
Deniz, bazende yağmur gibi.
Sözleri vardı, vardı işte, var’lığını andıran, yoklukta..
Yokluk içinde, fakir bırakıyordum sevgimi, anılarımı. Ve her gece terk ediyordum bu şehri. Geride iki damla gözyaşım. Yasım olurdu gördüğüm her yüz. Daha bir sessiz oluyordu sanki bu şehir,geceleri.
Ve yüzler daha masum.. Cinayetler, günahsız..
Senden geçtiğimde, gözlerim şahitti gidişine.. duvarlara sürten tenin, dudaklarına fazla gelen aşk; gözyaşlarına karışıp eteğimden düşerken içine haykırdığın acını hissediyordum.
Çok geç kalmıştım vazgeçmek için..
Bunun için, uzatılan her kadehi ardından kaldırıyorum..
Anonymous asked: ama sevgili bayan öz, aşk da bu kadar uzun anlatılmaz ki hani bir duyguya bu kadar yükleme yapılmaz diye düşünüyorum diğerlerine haksızlık bu başka tatlar da var bu kadar aşk fazla yani okusam okumaya üşenirim, istesem yaşamaya üşenirim
fakat bu söylediklerinin bir tanesi yüreğinden dökülmüyor fark ettiysen. düşünmekten öte bir şey, bense sürekli yazmak isteyen ama biriktirip kağıda döken bir insanım. bilhassa hepsinin yüreğimden döküldüğü aşikâr. ki, zaten aşkı yaşayacağını bilmeden yaşıyorsun. eğer ki, böyle bir aşkı yaşayacağımı bilseydim inan bende üşenirdim. fakat aşkı isteyerek yaşayamazsın değil mi? kendiliğinden yaşanır, gözünü kapayıp açana kadardır. bir gün bitse dahi, senin kalemin hep o aşkı anlatır. bunları söylüyorum lâkin, boşuna söylediğimde ortada. biliyorum ki, sen düşünmek istediğini düşüneceksin yine. nitekim elbette saygı duyuyorum.
Anonymous asked: tumblr da gördüğüm en güzel blog sade, şiirsel. saygılar, anonim..
teşekkürler olsun anonim.
Rakıdan aldığım her yudum, beraberliğimizin başladığı yere taşıyor beni.
Sonra, o düşüyor aklıma..
Ve istanbul..
Dayanılmaz bir özlem duyuyorum içimde. Hangisini daha çok özlediğime karar veremiyorum bir türlü. İstanbul’da kilitlenip kalıyor yüreğim.
Güzellikleriyle beni kendine âşık ettiği için mi bu kadar seviyorum onu, yoksa o’nu içinde barındırdığından mı, bilemiyorum. Ama, gözyaşlarıyla gittiğim bu kentin çekiminden kurtaramıyorum kendimi. Yenik düşüyorum.